13.01.2011
12.01.2011
Kalbinizin Sesini Dinleyin
Kalbinizin Sesini Dinleyin
Bu öykü; çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atlan terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğlunun öyküsüdür. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği ko¬nusunda bir kompozisyon yazmasını ister hocası.
Bu öykü; çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atlan terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğlunun öyküsüdür. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği ko¬nusunda bir kompozisyon yazmasını ister hocası.
Teddyden Üç Mektup
Teddyden Üç Mektup
Teddy Stallard okula karşı ilgisiz, saçları hiçbir zaman taranma¬yan, giysileri her zaman buruşuk, boş ve ifadesiz bakışlı, Ölü yüzlü "kö¬tü" öğrencilerinden biriydi. Bayan Thompson Teddy'yle konuştuğu za¬man, aldığı yanıtlar hep tek heceli olurdu. Hiçbir çekici özelliği olma¬yan, moti-vasyonu sıfır, mesafeli bir çocuk olduğu için de sevilmezdi.
Teddy Stallard okula karşı ilgisiz, saçları hiçbir zaman taranma¬yan, giysileri her zaman buruşuk, boş ve ifadesiz bakışlı, Ölü yüzlü "kö¬tü" öğrencilerinden biriydi. Bayan Thompson Teddy'yle konuştuğu za¬man, aldığı yanıtlar hep tek heceli olurdu. Hiçbir çekici özelliği olma¬yan, moti-vasyonu sıfır, mesafeli bir çocuk olduğu için de sevilmezdi.
Bir Öğretmenin Sıfırdan Zirveye Başarı Öyküsü
Bir Öğretmenin Sıfırdan Zirveye Başarı Öyküsü
Cumhur Atış, 11 yaşında babasını kaybetti, simitçiliğe başladı. Liseyi ve üniversiteyi binbir zorlukla bitirdi, öğretmen oldu. Özel okul¬larda çalıştı. Bir grup arkadaşıyla dershane işine girdi. Bugün 10 ders¬hanesi, 4 okulu var. Okullarında 6 bin 200 çocuk okuyor. Simit sattığı günlerden kalan boyun fıtığı ağrısını 'mutlu bir hatıra' gibi taşıyor yanımda...
Cumhur Atış, 11 yaşında babasını kaybetti, simitçiliğe başladı. Liseyi ve üniversiteyi binbir zorlukla bitirdi, öğretmen oldu. Özel okul¬larda çalıştı. Bir grup arkadaşıyla dershane işine girdi. Bugün 10 ders¬hanesi, 4 okulu var. Okullarında 6 bin 200 çocuk okuyor. Simit sattığı günlerden kalan boyun fıtığı ağrısını 'mutlu bir hatıra' gibi taşıyor yanımda...
Azmin Zaferi
Azmin Zaferi
Gece çalışarak işçi emeklisi gündüz okuyarak doktor oldu.
28 yaşında gittiği ortaokul ve liseyi birincilikle bitirip 36 yaşın¬da tıp fakültesini kazandı. Gece işçi olarak çalışıp, gündüz okuyarak fa¬külteden hem emekli, hem mezun oldu. Cen-giz Doğan 14 yıldır dok¬torluk yapıyor.
Gece çalışarak işçi emeklisi gündüz okuyarak doktor oldu.
28 yaşında gittiği ortaokul ve liseyi birincilikle bitirip 36 yaşın¬da tıp fakültesini kazandı. Gece işçi olarak çalışıp, gündüz okuyarak fa¬külteden hem emekli, hem mezun oldu. Cen-giz Doğan 14 yıldır dok¬torluk yapıyor.
Köyde Büyüyen Bir Çocuk
Köyde Büyüyen Bir Çocuk
'Başarı Öyküsü' dendiği zaman genel olarak sıfırdan başlayıp zengin olan insanlann öyküleri akla gelir. Yazılı ve görsel iletişim araç¬larında da 'basan öyküleri' kazanılan servetlerin öyküleridir. İçinde bu¬lunduğu güç koşullan yenip de kendine yaşamda yol açan insanların öyküleri 'Örnek yaşam öyküsü' sayılmaz ya da topluma aktarılacak önemde bulunmaz. Oysa, en önemli basan öyküleri onlardır.
'Başarı Öyküsü' dendiği zaman genel olarak sıfırdan başlayıp zengin olan insanlann öyküleri akla gelir. Yazılı ve görsel iletişim araç¬larında da 'basan öyküleri' kazanılan servetlerin öyküleridir. İçinde bu¬lunduğu güç koşullan yenip de kendine yaşamda yol açan insanların öyküleri 'Örnek yaşam öyküsü' sayılmaz ya da topluma aktarılacak önemde bulunmaz. Oysa, en önemli basan öyküleri onlardır.
MEDİNE DEVRİ
MEDİNE DEVRİ
(M.622 - İslamın 13. Yılı - Hicri-1 )
Peygamberimiz Aleyhisselâmın Medine'ye hicretiyle, ilahî vazifeyi ifa etmekteki 13 senelik Mekke devri sona ermiş, 10 yıllık Medine devri başlamış oldu. Hicretin İslâm ve dünya tarihindeki yeri çok mühim olduğundan, yapılışından 17 yıl sonra takvim başlangıcı olarak kabul edildi. Böylece Medine devriyle, aynı zamanda hicret yılı da başlamış oldu. Peygamberimiz Aleyhisselâm hicretinde 53 yaşında bulunuyordu. Bu 53 sene, Fil yılından Hicret'e kadar geçen zamanı da gösteriyordu. Peygamberimiz Aleyhisselâmın gelişiyle o zamana kadar Yesrib diye anılan bu şehir, Medine (Medinetünnebî = Peygamberin Şehri) olarak isim değiştirdi.
Hendek Savaşı(M. 627- H.6)
Hendek Savaşı(M. 627- H.6)
Medine'den sürülen Kaynuka ve Nadir Oğulları Yahudileri, İslama karşı olan kinlerini arttırmışlar, öc almak hevesine kapılmışlardı. Bunun için sığındıkları yerlerde hazırlıklar yaptılar. Mekke'ye giderek Kureyşlilerle beraber Islama karşı anlaştılar. İslâm düşmanlığını körüklemek için puta tapmanın Allahü Teâlâ'ya ibadet etmekten üstün olduğu sapıklığını bile söylemekten çekinmediler. Kendileri kitap sahibi olduklarını bilip putperestliğe karşı durdukları halde, İslâm düşmanlığı için böyle alçaklığa düştüler.. Müslümanlarla savaş için kâfirlere büyük yardım ve vaadde bulundular.
Uhud Savaşı
Uhud Savaşı
Kureyş kâfirleri Bedir hezimetinden sonra, öc almak için bir yıl hazırlık yaptılar. Mekke'nin idarecisi de Ebû Süfyan olmuştu. Medine'yi basmak, müminlerden intikamlarını almak düşüncesiyle 3000 kişilik bir ordu hazırladılar. Orduda 700 zırhlı, 200 atlı ile 3000 deve bulunuyordu. Orduya, yakınlarının öcünün alınması için askerleri gayretlendirmek maksadıyla bazı Kureyş kadınları da katılmıştı. Ayrıca düşük ahlâklı kadınlar ile çalgı ve içki âlemeri ile ordunun rezilliği arttırılmıştı. Kısaca kâfirlerin gayretini arttırmak için her türlü çare düşünülmüştü. Ebû Süfyan'ın karısı Hind gibi kadınlar da, askerlerinin Bedir'deki gibi kaçmalarını önlemek için orduya katılmışlardı. Katılmalarını istemeyenlere karşı da bu fikirlerini açıkça söylüyorlardı.
Bedir Savaşı
Bedir Savaşı
Bedir Savaşı, İslâm'ın gelişinin 15'inci, hicretin ikinci, miladın 624'üncü yılında Medine'ye 80 millik mesafedeki Bedir köyünde meydana geldi. Kâfirlere karşı korunmak ve Allahü Teâlâ'nın dinini yaymak için verilen savaş izninden sonra yapılan ilk gazâ olan Bedir'in; tarihteki yeri çok büyük ve mühimdir.
İlk Vahiy
İlk Vahiy...Peygamberlik ve İslam Dininin Gelişi (M.610)
Bütün insanlık kara bir cehalet, akla hayale gelmez sapıklıklar içinde yüzüyordu. Akıl sahipleri ve tevhid inancı içinde olan çok az bir gurup insan, âlemi aydınlatacak hakikat güneşinin yakında doğacağını anlıyorlar, söylüyorlar ve dört gözle bekliyorlardı. Mekke'de bulunan tevhid inancına sahib Hanifler de, Hıra Dağı, (diğer adılya Nur Dağı)'ndaki özel yerlerine, mağaralara çekilip Allahü Teâlâ'ya ibadet ile uğraşıyorlardı.
11.01.2011
Peygamberimiz (A.S) Dünyaya Geliyor
Peygamberimiz (A.S) Dünyaya Geliyor
(17 Nisan 571-12 Rebiulevvel)
Fil Vak'ası, milâdî 571 senesinde meydana gelmiş, o sene de "Fil Yılı" adıyla Araplar arasında bir çeşit tarih başlangıcı sayılmıştı. İşte bu hâdiseden 52 gün sonra, Nisan ayının 17'nci, Rebîulevvel ayınım 12'nci Pazartesi gecesi sabah olurken Mekke'de Haşim Oğulları mahallesinde, âlemlere rahmet olan iki cihan güneşi, son peygamber Muhammed Mustafa Aleyhisselâm, tek bir inci gibi dünyaya geldi. O sabah âlem başka bir âlem oldu, bütün cihan nur ile doldu, kâinat muradına erdi.
Mekke Şehri ve Yüce Kâbe
Mekke Şehri ve Yüce Kâbe
İslâm Tarihinde mukaddes Mekke şehri ve içerisinde bulunan Mescid-i Haram ve onun içinde yüce Kâbe büyük ve önemli bir yer tutar. Çünkü bu şehirde birçok peygamberin vazife yapması, Kabe'nin, müslümanların kıblesi olması, İslamda hac ve tavaf ibadetlerinin bu şehire tahsis edilmesi, daimi olarak Mekkeye, dinî bir merkez vasfı kazandırmıştır. Her taraftan gelen hacıların, ziyaretçilerin kestikleri kurbanlar, yaptıkları alış-verişlerle mühim bir ticaret merkezi olan Mekke, Kâbe ile de manevî merkez sıfatını hiç kaybetmemiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

