9.02.2011

Batıl İnançlar Fare Tapınağı

 Batıl İnançlar Fare Tapınağı
Hindistan'da insanların korktukları ve sevdikleri her şeye tapınmaları önde gelen geleneklerden biri. Bu gelenek ülkenin her kentinde farklı bir uygulama olarak ortaya çıkıyor. Bunlardan en ilginci Bikaner?de yaşanıyor. Kentte bulunan ?Karni Mata? tapınağında son 600 yıldır insanlar farelere tapıyor. Halihazırda ülkede 5 milyon Hintli farelere tapıyor.

Tapınakta bulunan rahipler, buradaki farelerin gelecek hayatta bir kutsal kimse olacağına inanıyor. Tapınağa mensup Hintliler de farelere çok saygı gösterip, onların artıklarını yemeği bir ibadet olarak görüyor. Cemaat fare salyası ile ıslanmış bir yemeğin kutsal olduğuna inanıyor.

Entresan Yollar

Entresan Yollar


Dünyadan İlginç Binalar


DÜNYADAN İLGİNÇ BİNALAR 




Binicisine Keyif Veren Araçlar

BİNİCİSİNE KEYİF VEREN ARAÇLAR




Bir Tanesi Orduyu Besler

Bir Tanesi Orduyu Besler

Siz kaygısını din edinenlerden misiniz?

Siz kaygısını din edinenlerden misiniz?

Mehtap KAYAOĞLU 

Eskiden “Ben müslümanım” diyen kişilerde daha az görülen stres artık onların da en büyük dertlerinden. Eskiden "stres kim biz kim" diyen insanlara ne oldu da bu hale geldirler dersiniz? İşte cevabı:
Hevalarını din edinenler stresten nasıl kurtulur!
Heva; “İstek. Nefsin isteği. Düşkünlük. Gelip geçici olan heves. Nefsin zararlı ve günah olan arzuları” anlamına gelmektedir.
Stres faktörleri, stresle baş etme yöntemleri adı altında yıllardır çalışmalar yapıyoruz. Gayet güzel işe yarayan keyifli çalışmalar. İsteğe göre kimi zaman bireysel kimi zaman gruplar halinde uyguluyoruz eğitim seminerlerimizi.
Dikkatimi çekmeye başladı. Eskiden “Ben müslümanım” diyen kişilerde daha az görüyordum, günümüzde inanan insanlarda fazlasıyla rastlanır oldu.
Peki ama sakatlık nerede? Eskiden stres kim biz kimdik. Ne oldu da böyle olduk?
Aslında gayet açık… yaşam alışkanlıklarımız değişti. Bir ömür boyu hiç ölmeyecekmiş gibi dünyalık biriktirmeye gayret ediyoruz. Harcamalarımız arttı. Yaşam konforumuz yükseldi. Bir hırka bir lokma anlayışımız, üç gardrop, yatak odasının yanında giysi odası formatına büründü. Yeryüzündeki açlık çeken insanlar için daha az üzülmeye başladık. Yakınımızdaki ihtiyaç sahibi kişileri neredeyse göremez hale geldik.
Koca bir ömür meta elde etmek için uğraşıp duruyoruz; ama ne kadar ilginç ki ölüm bizi yakaladığında, bütün ömrümüzü uğrunda harcayarak kazandığımız maddi birikimlerimizin zerresini bile mezara götüremiyoruz.
Neden böyle olduk?
 

Kişisel ve Manevi Gelişim  Okunma:

8.02.2011

Fatih Sultan Mehmet Han'ın Zafer Sırrı

FATİH SULTAN MEHMET HAN´ IN ZAFER SIRRI

Sultan II. Mehmet henüz 7 yaşlarındayken Hocası Molla Akşemsettin kulağına eğildi ve başarının en önemli kuralını fısıldadı:
“Hedefini Tespit Et”
Önce hedef belirlendi:”Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir.”
Akşemseddin hedef tespitinden sonrasını da söyledi:

7.02.2011

Şeyh Şamil Ölümünün 140 . Yıldönümü

Şeyh Şamil  Ölümünün 140 . Yıldönümü

Şeyh Şamil  Ölümünün 140 . Yıldönümü

Şeyh Şamil (1797 - 1871)


Şeyh Şamil ömrünü milletinin hürriyetine ve İslam beldelerinin bağımsızlığına adamış şanlı bir mücâhittir. O, yirmibeş yıl aralıksız devam eden muharebelerde koskoca Rus ordularını yenilgiden yenilgiye uğratmış, kan içici Moskof canavarına unutamayacakları şamarlar indirmiştir. İmam Şamil insanlığın düşmanı bir devlete karşı verdiği mücadelelerle sadece Kafkasya ve Türkiye'nin değil bütün hür dünyanın gönlünde yer tutmuş bir kahramandır.

İmam Şamil, 1797'de Dağistan'ın Buylank kasabasında dünyaya gelmiştir. Babası, gönüllü olarak Osmanlı ordusunda hizmet etmiş bir subay olan Denghan Mehmet, annesi, Türkmen uruğlarından Pîr Budak Bey'in kızı Gülçiçek Hatun'dur.

Küçük yaşından itibaren sıkı bir eğitim görmüştür. Medrese tahsili yaparak dinî ilimlerde büyük ilerleme kaydetmiş ve zamanın âlimleri arasına girmiştir. İslam için seve seve canını ortaya koyan yiğit insanlar diyarı Kafkasya'nın namlı bahadırlarından silah kullanmasını, ata binmesini öğrendi. Delikanlılık çağına girdiğinde bileği bükülmez bir yiğit olduğu anlaşılmıştı.

Bu devrimler kimin ürünü?



Bu devrimler kimin ürünü?
kemalozer@timeturk.com
03.02.2011

Şimdi artık tartışma Ortadoğu dizaynını kimin yaptığında. Kimine göre yüzyıldır bastırılmış ‘halkların hareketi’, kimine göre ise küresel bir tasarım.
Acaba bu seçeneklerden hangisi doğru? Bu halk hareketi değil, Ortadoğu’nun yeniden dizaynı dediğinizde gelecek eleştiri, ‘halkları neden küçümsüyorsunuz?’ seklinde…
Oysa burada hiçbir küçümseme yok. Bunun salt bir ‘halk hareketi’ olduğunu söylerseniz, halklara hak ettiklerinden fazla değer yükler ve hakikatten uzaklaşabilirsiniz.
Batının en büyük korkusunun halk hareketleri olduğunu baştan not edelim. Bu yüzdendir ki, nüfuslar hep kontrol edilebilecek seviyede tutulmak istenmiştir. “Bakabileceğin kadar nüfus” masalı aslında kontrol edebileceğin yani yönetebileceğin kadar nüfus demektir.
Hangi rejim olursa olsun, o rejimi yıkabilecek tek şey rejimin ihtirasa boğulmuş körlüğü. İster zengin, isterse de fakir olsunlar Ortadoğu’daki tüm rejimlerin en büyük hatası da bu.
Suudi Arabistan, Libya gibi halkı görece olarak daha zengin olan ülkelerin rejimleri, zengin halkların harekete geçmeyeceği üzerinden hesap yapıyor olabilirler. Diğer yandan ise halkı fakru zaruret içinde kıvranan Mısır, Sudan, Yemen ve Suriye gibi rejimlerde, halklarının ekmek derdiyle uğraşmaktan rejimle mücadeleye mecallerinin olmadığı saplantısıyla hareket edebilirler.
Aslında her ikisi de bir bakıma haksız sayılmaz. Ekonomik olarak müreffeh olanlar, kurulu düzenlerinin akamete uğramasını istemezler. Sadakaya bile muhtaç haldeki toplumların dertleri ise midelerinin ihtiyacını karşılamaktır.
Bu rejimler; çoğunluğu lise veya üniversite eğitimi almış, çok sayıda dil bilen, İnternet’i sürekli kullanan ve  talepleri eski nesilden çok farklı bu gençliğin gelişini okuyamadılar. Bu da rejimlerin önemli körlüklerinden biriydi.
Kişisel ve Manevi Gelişim  Okunma:

3.02.2011

Medeniyet Kavramının Anlamı

 


 Medeniyet Kavramının Anlamı

Şehirlilik, şehire has yaşam tarzını ifade eden bir kavram. Arapça, şehir anlamındaki "medine" kelimesinden türetilmiştir. Tanzimatçılar tarafından batıdaki "civilisation (sivilizasyon)" tabirini karşılayan bir kelime olarak Türkçeye sokulmuştur.

Medeniyet kavramının bir çok tanımı yapılmış olup, bunların herbiri, birbirinden farklıdır. Bu tanımlardan bazıları kültürü de medeniyet kavramı içinde ele alır. Ancak kültür, bir milletin yaşamasını kolaylaştıracak olan bilgi birikimi; medeniyet de, bu kültürün maddî alanda ortaya çıkışıdır. Yani medeniyet, bir anlamda maddî kültürdür. Toplumların, gayelerine ulaşmak için birer vasıta olarak kullandıkları sosyal, hukuk ve ticarî kurallar da medeniyetin bir parçasıdır.

Tiryaki Sözleri


TİRYAKİ SÖZLERİ
1. İyiliği yalnız iyiler anlar, fenalığı herkes.
2. Saadet dağlar gibidir;ses verir ama kımıldamaz, bekler ki sen ona gidesin.
3. Daima "bilirim"mi diyor gençtir, herşeye "olabilir"mi diyor ihtiyardır.
4. Kavak ağacını beğenen ve seven çok az kişi gördüm. Çünkü dosdoğrudur.
5. Kendini pek çok seven, pek az sevdirir.

Mevlana Hazretlerinden





Ey beni en çok sevenin en sevdiği…
Bir lale vakti… bir bahar gecesi… dudaklarımda sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye… herşeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum… sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…
Ey Rabbim,
en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde…
senin yanına  sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde…


Kişisel ve Manevi Gelişim  Okunma: 

Tevbe Ayetleri

face-fbmlkodu.tr.gg
 TEVBE AYETLERİ


BAKARA SÛRESİ
(37) Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.


BAKARA SÛRESİ
(54) Mûsâ kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

Verimli Çalışma

VERİMLİ ÇALIŞMA
Herkes, cemiyet içindeki yeri ve ödevi ne ise onu en iyi bir şekilde yapmaya çalışmalıdır. Topluca ilerlemek ve yükselmenin tek çıkar yolu budur.
İdealist kişi kendisini yetkili ve kaliteli bir eleman olarak yetiştirmelidir. Bu özel bir mesele olduğu kadar bir cemiyet görevi ve borcudur.
Fakat bir çok insan çalışma düzenine alışmış ve ruhen onu benimsemiş değildir. Üstelik onun çalışma yolları üzerinde bir çok engeller de sıralanmıştır.

Düşüncelerinize Dikkat Edin

  • DÜSÜNCELERINIZE DIKKAT EDIN   

            Hayattaki seçimlerimiz bize aittir. Ama her şey kontrolümüzde değildir. Bir şey hariç; düşüncelerimiz. İnsanlar bize fiziksel olarak zarar verebilirler, paramızı ya da eşyalarımızı çalabilirler, ama bizim iznimiz olmadan asla düşüncelerimizi değiştiremezler. Ne düşündüğümüze sadece biz karar veririz ve düşüncelerimizin kalitesini yükseltmek için yapacağımız her şey doğal olarak hayatimizin kalitesini yükseltir.