24.02.2011

Kişisel ve Manevi Gelişim: Günümüz gençliğinin sorunları

Kişisel ve Manevi Gelişim: Günümüz gençliğinin sorunları

Kalbin kararmasının dört alameti




Kalbin kararmasının dört alameti

Zünnun-i Mısri hazretleri buyurdu ki: Kalbin kararmasının dört alameti vardır:
1-      İbadetin tadını duymaz.
2- Allah korkusu hatırına gelmez.
3- Gördüklerinden ibret almaz.
4- Okuduklarını, öğrendiklerini anlayıp kavrayamaz.
2-      Muhammed bin Fadl Belhi hazretleri de buyurdu ki: Kalbin kararmasına 4 şey sebep olur:
1- Öğrendiği ile amel etmemek.
2- Bilmeyerek yapmak.
3- Bilmediklerini öğrenmemek.
4- Başkasının öğrenmesine mani olmak.

22.02.2011

Duvar Kağıtları

s

Duvar Kağıtlarından Seçmeler






Baharı Beklerken

ESİNTİLER 





ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK ve ATALET




ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK ve ATALET

Neden herkes başarılı olamıyor? İnsanları başarısızlık bölgesinde durduran şey nedir? Sorularının cevabı ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK ve ATALET’tir.
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşer. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplar, tekrar başlarını cama vururlar.

İyiliğin Karşılığı

İyiliğin Karşılığı

 

İskoçya'da yoksul mu yoksul Fleming adında bir çiftçi yaşardı. Bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Sesin geldiği yere koştuğun­da, bataklığa beline kadar batmış bir çocuğun, kurtulmak için çırpındı­ğını gördü. Çocuk, bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çift­çi çocuğu bataklıktan çıkararak ölümden kurtardı. Ertesi gün Fle-ming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristok­rat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendisini
"Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek isti-yorum" dedi. Yoksul ve onurlu Fleming:
"Kabul edemem!" diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada ka­pıdan çiftçinin küçük oğlu göründü.
"Bu senin oğlun mu?" diye sordu aristokrat.
Çiftçi gururla. "Evet" dedi.

Kişisel Gelişim Tuzakları


Kişisel Gelişim Tuzakları 

NLP (Neurro-Linguistic Programming) beyin dili programlaması‎ anlam‎ında kullanılan ve dünyada çok yayg‎ın olan bir ki‏şisel geli‏şim alan‎ıd‎ır. Ülkemizde son y‎ıllarda kurs, seminer ve sertifika programları‎yla yay‎ılan kiş‏isel geli‏şim faaliyetleri, esasen ِ önemli bir kalite arayışı‎‏‎n‎ın eseridir. Ancak ne yazı‎k ki Türk insanı‎, bir çok konuda olduğu gibi, “NLP” ve “Kişisel Geliş‏im” alanları‎nda da “bilgi mağduriyeti”ne uğramıştır..

NLP (Neuro-Lenguistie Progra‎ming), “Sinir Dili Programlaması” anlam‎ındadı‎r. Richard Bandler ile John Grinder tarafindan psikoterapi ile retorik alanlar‎ının ilkelerinden yararlanarak geliştirilen bu yِöntem, Batı’da genellikle psikoterapi, psikoloji, antropoloji vb. alan uzmanları‎nın kontrolünde geli‏şmi‏ştir.

Birer NLP uzmanı olan‎ Joseph O’Connor ile lan McDermott’un yazdığı “NLP’nin İkeleri” adl‎ı eserde NLP konusunda ş‏u bilgiler verilmektedir : “Nöِro sِözcüğü, zihinle ve düş‏ünsel yaşam‎ımı‎zı‎ nas‎ıl düzenlediğimizle ilgilidir. Linguistik sِözcüğü, dili nas‎ıl kullandığımı‎z ve dilin bizi nası‎l etkilediği hakkı‎ndad‎ır. Programlama ise, tekrarlanan davran‎‏ış dizilerini ve hangi amaçla hareket ettiğimizi açı‎klar. Bu anlamda, NLP bağlantılarla ilgilidir, yani bizi diğer kiş‏ilerle, dünyayla ve mânevî boyutla iliş‏kilendiren düşüncelerimiz, konuşmalarımız ve davranışlarımızla ilgilidir.” (O’Connor, 2001: XIII)

En Önemli An En Önemli Kişi En Önemli İş


En Önemli An En Önemli Kişi En Önemli İş

 

Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi; "Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı, kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, giriştiğim her işi başarırdım."
Krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun anı, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse ona büyük bir ödül vereceğini du­yurdu. Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdiği yanıt­lar birbirinden tümüyle farklı oldu. Kral hala doğru yanıtları aradığı için, yakınlardaki bir bilgiye danışmaya karara verdi. Bilge kişi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşıyor, yanına halk dışında kimseyi kabul etmiyordu. Bu nedenle kral halktan biri gibi giyindi ve yola düş­tü. Bilge kişinin yaşadığı kovuğa yaklaştıklarında kral atından indi ve korumalarını orada bırakıp, yola tek başına koyuldu. Bilgenin olduğu yere vardığında onu, yaşadığı kovuğun önüne çiçek tarlalarını kazar­ken gördü.
"Ey bilge kişi size birkaç önemli konuda danışmaya geldim." dedi. "Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En faz­la gereksinim duyduğum, dolayısıyla ötekilerden daha fazla ilgi göster­mem gereken kişi kimdir? En önemli ve her şeyden önce gelen Önemli sorum ise şu: Kendimi vermem gereken işler nelerdir?"

Mermer Yontucusu

Mermer Yontucusu

 

Bir zamanlar dağda, kızgın güneşin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmış.
"Bu hayattan bıktım artık. Yontmak! Devamlı mermer yont­mak... öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş! Ah! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim, orada yükseklerde her şe­ye hakim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım." diye söylenir durur yontucu.
Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an gü­neş olur. Dileği kabul edildiği için çok mutludur. Fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ışınlarının bulutlar tarafından engel­lendiğini fark eder.
"Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli oldukla­rına göre benim güneş olmam neye yarar!" diye isyan eder.
"Mademki bulutlar güneşten daha kudretli bulut olmayı tercih ederim."
O zaman hemen bulut olur. Dünyanın üzerinde uçuşmaya baş­lar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır fakat birden bîre rüzgar çı­kar ve bulutlan dağıtır.
"Ah, rüzgar geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o, öy­leyse ben rüzgar olmak istiyorum." Diye karar verir.
Ve dünyanın üzerinde eser durur, fırtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat birden bire önünde kocaman bir duvarın ona mani olduğunu görür. Çok yüksek ve çok sağlam bir duvar. Bu bir dağ­dır.
"Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim rüzgar ol­mam neye yarar?" der.
O zaman dağ olur. Ve o anda bir şeyin O'na durmadan vurdu­ğunu hisseder. Kendinden daha güçlü olan şeyin, onu içinden oyan şe­yin.. . Bu, küçük bir mermer yontucusudur.
Kişisel ve Manevi Gelişim  Okunma: 

Heyecan İle Korkunun Farkı

Heyecan İle Korkunun Farkı

 

Genç bir buz patencisi yarışmadan Önce çok heyecanlıdır. Ant­renörüne buz üzerine çıkmayacak kadar korktuğunu söyler. Antrenörü ise kendisine "Korkmuyorsun. Yalnızca heyecanlısın. Bu ikisinin ara­sındaki fark var." Der ve sonra da şu hikayeyi anlatır: Adamın biri bir lokantaya girip 100 dolarlık yiyecek sipariş eder. Bu adam, heyecanlı­dır, çünkü çok pahalı bir yemek yiyecektir, ama cebinde 100 doları var­dır. Şimdi korkuya gelelim: Korku, cebinde hiç para olmadığı halde lo­kantaya girip 100 dolar tutarında yemek sipariş eden kişinin içinde bu­lunduğu durumdur."
Bunun üzerine buz patencisi piste çıkar ve birinci olur. 106

Kişisel ve Manevi Gelişim  Okunma: 

Kimin Hikayesi

Kimin Hikayesi

Eski zamanlarda yaşamış yaşlı bir adamla, genç bir çocuğun hi­kayesidir bu:
Yaşlı adamın adı, Sartebusi, genç çocuğunki ise, Kim'di...
Kim, yalnız yaşayan; yiyecek ve başını örtecek bir çatıdan çok, bir "sebep" arayan, köyden köye dolaşan bir yetimdi. "Neden?" diye merak ederdi, "Neden her şey bu kadar zor? Biz, kendimiz mi dolaştı­rıyoruz, yoksa mücadele etmemiz gerektiği için mi zorluklarla karşılaş­mamız gerekiyor?..."

Dört Dakika Engeli Aşıldı

Dört Dakika Engeli Aşıldı

 

Yıllardan beri insanlar, bir milin (1609.31 m) dört dakikadan da­ha kısa sürede koşulamayacağma inanmışlardır. Fakat 1954 yılında Ro-ger Bannister bu Önemli inancı, kendi inancını devreye sokarak yıkmış­tır. Mümkün olmayanı kendisine yaptırmıştır. Bunu zannettiğiniz şe­kilde fiziksel egzersiz ile değil, olayı sürekli olarak zihnin de prova et­mekle, dört dakika engelini hayalinde defalarca,

OLUMSUZ İÇ KONUŞMALAR SAĞLIĞIMIZI ETKİLİYOR.





OLUMSUZ İÇ KONUŞMALAR SAĞLIĞIMIZI ETKİLİYOR.
International Hospital’dan Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, klinik psikolojide/ psikiyatride bir hastalık olarak tanımlanmasa da, olumsuz iç konuşmaların bazı psikolojik sorunlara neden olarak rahatsızlığın şiddetini artırabildiğini söylüyor.

Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, kadınların en çok kurdukları 12 cümle ile kendi kendilerini sabote ettiklerini belirtiyor:

-Diğerlerinden farklıyım, onlar daha akıllı.

 -Ben zaten her zaman geriden giderim.

-Keşke daha güzel olsaydım (güzel değilim).

-En iyisi olmalıyım.

17.02.2011

Üç Yatalak Hastanın İbretlik Hikayesi




Cüneyt Suavi

Bir hastanede üç tane yatalak hasta varmış. bunlardan biri kapının kenarında biri camın kenarında biri de ortada yatıyormuş.

(Bir an için kendinizi onların yerine koyun. gün boyu yatıyorsunuz ne sıkıcı olur değil mi?)

Bu hastaların en büyük eğlencesi cam kenarında yatan arkadaşlarının dışarda gördüklerini içerdeki arkadaşlarına anlatmasıymış.
-işte yine bizim topal simitci geliyor bugün tezgahı dolu pek satış yapamamış galiba.

KOMİK RESİMLER